Giriş ve Genel Bakış
Buhara Cumhuriyeti (Buhara Halk Sovyet Cumhuriyeti), 1920 ile 1924 yılları arasında Orta Asya’da kısa süreliğine varlık göstermiş devrimci bir devlettir. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Çarlık Rusyası’nın himayesi altında varlığını sürdüren geleneksel Buhara Emirliği’nin yıkılmasıyla kurulan Buhara Cumhuriyeti, bölgedeki feodal-monarşik yapının sona ermesini simgeler. Buhara Devrimi sonrasında Cedidçi (reformist) Türkistan aydınları ile Kızıl Ordu’nun ittifakı neticesinde şekillenen bu siyasi yapı, Sovyet ideolojisi ile Doğu’nun geleneksel ve İslami değerleri arasında özgün bir sentez oluşturmaya çalışmıştır. Buhara Cumhuriyeti, kısa ömrüne rağmen Orta Asya’nın modernleşme, uluslaşma ve siyasi dönüşüm tarihinde kritik bir geçiş köprüsü görevi üstlenmiştir.
Buhara Cumhuriyeti Tarihi
Buhara’daki devrimci süreç, Çarlık Rusyası’nın yıkılışı ve Bolşevik Devrimi’nin (1917) yarattığı güç boşluğuyla ivme kazanmıştır. Emir Âlim Han liderliğindeki Buhara Emirliği, reform taleplerini sert tedbirlerle bastırmaya çalışırken, yenilikçi Genç Buharalılar (Cedidçiler) hareketi mensupları Taşkent’e sığınarak Sovyet yönetimi ve Kızıl Ordu ile iş birliği arayışına girmiştir. Mihail Frunze komutasındaki Kızıl Ordu birliklerinin Ağustos 1920’de başlattığı askeri harekat (Buhara Operasyonu), 2 Eylül 1920’de şehrin düşmesi ve Emir Âlim Han’ın Afganistan’a kaçmasıyla sonuçlanmıştır.
Şehrin kontrolünün sağlanmasının ardından 6-8 Ekim 1920 tarihlerinde toplanan Bütün Buhara Kurultayı’nda Buhara Cumhuriyeti resmen ilan edilmiştir. Ancak cumhuriyetin kurulması bölgeye hemen barış getirmemiştir. Emir taraftarları, muhafazakar din adamları ve yerel komutanlar tarafından başlatılan Basmacı Hareketi, cumhuriyetin genelinde şiddetli bir iç savaşa yol açmıştır. Enver Paşa’nın 1921 sonunda bölgeye gelerek Basmacı birliklerinin başına geçmesi, Buhara Cumhuriyeti üzerindeki siyasi ve askeri baskıyı zirveye çıkarmıştır. Enver Paşa’nın 1922’de Kızıl Ordu tarafından öldürülmesinin ardından direniş zayıflamış ve Buhara Cumhuriyeti topraklarında kontrol tamamen sağlanmıştır.
1923 yılına gelindiğinde Sovyet merkezi yönetimi, bu özerk yapıyı tam Sovyetleştirme kararı almıştır. Bu doğrultuda Eylül 1924’te adı “Buhara Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti” olarak değiştirilen devlet, Orta Asya’da uygulanan “Milli-Mülki Sınırlandırma” politikası kapsamında 27 Ekim 1924 tarihinde feshedilerek toprakları yeni kurulan Özbekistan SSC ve Türkmenistan SSC arasında paylaştırılmıştır.
Siyasi Tarihi
Buhara Cumhuriyeti’nin siyasi tarihi, Sovyet sistemine entegrasyonu savunan radikal komünistler ile ülkenin özerkliğini, kültürel kimliğini ve kademeli reformlarını korumaya çalışan Cedidçi-ulusal komünistler arasındaki nüfuz mücadelesiyle geçmiştir. Başlangıçta Moskova, Doğu dünyasına “anti-emperyalist ve bağımsız bir İslam-Devrim modeli” vitrini sunmak amacıyla Buhara’nın bağımsız bir cumhuriyet olarak kalmasına müsaade etmiştir.
Ancak ülke içerisindeki siyasi elitler zamanla Moskova’nın artan idari ve askeri vesayetinden rahatsızlık duymaya başlamıştır. Feyzullah Hocayev, Osman Hocayev ve Abdurrauf Fıtrat gibi önde gelen ulusal liderler, Rus idarecilerin iç işlerine müdahalesini engellemeye ve ticarî/siyasi bağımsızlığı korumaya gayret etmiştir. 1922-1923 yıllarında Moskova, Buhara yönetimindeki bağımsızlıkçı ve Türkistan birliğini savunan kanadı “burjuva milliyetçisi” olarak etiketleyerek tasfiye sürecini başlatmıştır. Birçok Cedidçi lider görevden alınmış, sürgüne gönderilmiş veya Moskova baskısıyla sistem dışına itilmiştir. Siyasi bağımsızlığın sembolik hale gelmesiyle birlikte cumhuriyetin Sovyetler Birliği’ne doğrudan katılımı kaçınılmaz kılınmıştır.
Siyasi ve Devlet Yapılanması

Buhara Halk Şuraları Cumhuriyeti’nin yöneticilerini ve din adamlarını bir araya getiren tarihi bir toplantı (III. Buhara Kurultayı başkanlık divanı)
Buhara Cumhuriyeti, standart bir Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nden farklı olarak, Marksist ideolojinin yanı sıra Doğu toplum yapısını gözeten geçici bir parlamenter halk demokrasisi şeklinde modellenmiştir. Anayasal ve idari organlar şu şekilde yapılandırılmıştır:
-
Bütün Buhara Kurultayı (Halk Temsilcileri Meclisi): Devletin en yüksek yasama organıydı. Köylüler, işçiler ve kentli zanaatkarların temsilcilerinden oluşurdu.
-
Merkez Yürütme Komitesi (Prezidyum): Kurultay’ın toplanmadığı dönemlerde devlet başkanlığı yetkilerini yürüten en üst kuruldur.
-
Nazırlar Şurası (Halk Komiserleri Konseyi): Günümüzdeki Bakanlar Kurulu’na denk gelen yürütme organıydı. İçişleri, Dışişleri, Maliye, Maarif (Eğitim) ve Harbiye (Savunma) gibi nazırlıklardan oluşmaktaydı.
-
Buhara Komünist Partisi (BKP): Siyasi hayatın merkezinde yer alan ana partiydi. Ancak diğer Sovyet cumhuriyetlerindeki komünist partilere kıyasla bünyesinde yoğun miktarda tüccar, din adamı ve ulema kökenli üye barındırması nedeniyle Moskova tarafından ideolojik olarak hep şüpheyle karşılanmıştır.
Devlet Başkanları (Yöneticiler)
Buhara Cumhuriyeti’nin idari mekanizmasında devlet başkanlığı (Merkez Yürütme Komitesi Başkanlığı) ve hükümet başkanlığı (Nazırlar Şurası Başkanlığı) organları öne çıkmıştır:
-
Feyzullah Hocayev (Nazırlar Şurası Başkanı / Başbakan, 1920–1924): Buhara Devrimi’nin ve Buhara Cumhuriyeti’nin en etkili siyasi aktörüdür. Cedid kökenli bir tüccar ailesinden gelen Hocayev, hükümet başkanlığı süresince modernleşme ve eğitim reformlarına öncülük etmiş, daha sonra Özbekistan SSC’nin de ilk başbakanı olmuştur.
-
Mirza Abdülkadir Muhiddinov (Merkez Yürütme Komitesi Başkanı, 1920–1921): Devrim sonrası devlet yapılanmasının ilk aşamasında en yüksek idari makamda görev almıştır.
-
Osman Hocayev (Merkez Yürütme Komitesi Başkanı, 1921–1922): Devlet başkanlığı döneminde Kızıl Ordu’nun müdahalelerine karşı sert tutum takınmış, daha sonra Basmacı Hareketi’ne destek vererek Afganistan’a çekilmek zorunda kalmıştır.
-
Ataulla Hocayev / Hasan Parsahocayev (Merkez Yürütme Komitesi Başkanları, 1922–1924): Cumhuriyetin son dönemlerinde idari görevlerde bulunmuş geçici yöneticilerdir.
Ekonomi
Buhara Cumhuriyeti kurulduğunda, yüzyıllardır süregelen geleneksel tarım, hayvancılık ve zanaatkarlığa dayalı, iç savaş yıkımıyla harap olmuş bir ekonomik yapı devralmıştır. Cumhuriyet yönetimi, katı Sosyalist “Savaş Komünizmi” politikaları yerine daha esnek ve karma bir ekonomik model uygulamıştır:
Özel Mülkiyet ve Ticaretin Korunması: Moskova’nın baskılarına rağmen ilk yıllarda özel mülkiyet tamamen kamulaştırılmamış, küçük esnaf ve tüccarların faaliyetlerine izin verilmiştir. Dış ticarette Afganistan ve İran ile olan geleneksel kervan ticareti sürdürülmeye çalışılmıştır.
Mali Reform ve Kendi Para Birimi: Buhara Cumhuriyeti, kendi kağıt paralarını (Buhara Somu/Rublesi) basmış ve mali bağımsızlığını simgelemeye çalışmıştır. Ancak yüksek enflasyon ve Kızıl Ordu’nun lojistik ihtiyaçları mali yapıyı sürekli yıpratmıştır.
Tarım ve Kamulaştırma: Emir’in ve kaçan soyluların arazileri devletleştirilerek topraksız köylülere dağıtılmıştır. Çöl ikliminin hakim olduğu coğrafyada sulama kanallarının (özellikle Zerefşan Vadisi sulama ağlarının) tamir edilmesi üretimi artırmak için öncelikli hedef seçilmiştir. 1923’ten itibaren Sovyet Ekonomi Konseyi’nin müdahalesiyle Buhara ekonomisi, Rusya’nın sanayi merkezlerine hammadde sağlayan bir yapıya dönüştürülmeye başlanmıştır.
Demografi
Buhara Cumhuriyeti nüfusu yaklaşık 2 ila 2,5 milyon arasında tahmin edilmekteydi. Ülke, etnik ve sosyal açıdan oldukça çeşitli bir nüfusal kompozisyona sahipti:
Etnik Yapı: Nüfusun ana gövdesini Özbekler ve Tacikler oluşturmaktaydı. Şehir merkezlerinde (Buhara, Semerkant çevresi) Tacik ve Özbek kentli nüfusu yoğunlaşırken, kırsal ve bozkır alanlarında Özbek boyları (Mangıt, Kıpçak vb.), Türkmenler ve Kazaklar yaşamaktaydı. Ayrıca dikkate değer miktarda Buhara Yahudisi, Hintli tüccar toplulukları ve Rus memur/asker nüfusu bulunmaktaydı.
Sosyal Yapı: Nüfusun büyük çoğunluğu (%85-90) kırsal kesimde yaşayan köylülerden (deformatlar) ve göçebelerden oluşuyordu. Kentlerde ise zanaatkarlar, tüccarlar, din adamları ve az sayıda okumuş aydın sınıf bulunmaktaydı. İç savaş ve kıtlık nedeniyle dönem boyunca Afganistan’a ve komşu bölgelere yoğun nüfus göçleri yaşanmıştır.
Dil ve Din
Dil: Buhara Cumhuriyeti’nde resmi devlet dili olarak hem Özbekçe hem de Farsça (Tacikçe) kabul edilmiştir. Yazışmalarda ve eğitimde geleneksel Arap alfabesi kullanılmaya devam etmiştir. Cedidçi aydınların etkisiyle Özbek Türkçesinin sadeleştirilmesi ve resmi kurumlarda yaygınlaştırılması yönünde adımlar atılmıştır. Rusça ise diplomatik ilişkilerde ve Kızıl Ordu ile iletişimde idari dil olarak varlık göstermiştir.
Din: Klasik Sovyet cumhuriyetlerinden farklı olarak Buhara Cumhuriyeti, anayasasında İslam dinine ve şeriat hukukuna saygılı olduğunu ilan eden ender yapılardandır. Din adamlarının mülklerine ve vakıflara ilk aşamada dokunulmamış, Kadı mahkemelerinin adli sistemdeki varlığı bir süre daha korunmuştur. Anayasa metinlerinde dahi “İslam prensipleriyle bağdaşan bir halk yönetimi” vurgusu yer almıştır. Ancak 1922 sonrasında Moskova’nın baskısıyla din adamlarının siyasi hakları kısıtlanmış ve sistem ateist eğilimli Sovyet yapısına doğru kaydırılmıştır.
Eğitim
Eğitim, Buhara Cumhuriyeti’ni yöneten Cedidçi kadronun en çok önem verdiği ve en köklü dönüşümleri gerçekleştirdiği alandır:
Yeni Usul (Usul-i Cedid) Okulları: Müfredatında sadece dini ilimlerin değil; matematik, coğrafya, tarih, fen bilimleri ve ana dili eğitiminin de yer aldığı modern “yeni usul” okullar tüm ülkeye yaygınlaştırılmıştır.
Yurtdışı Eğitim Hamlesi: Buhara hükümeti, yetişmiş aydın ve teknik eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla 1921-1922 yıllarında onlarca Özbek ve Tacik gencini devlet bursuyla Almanya’ya (Berlin) ve Türkiye’ye yükseköğrenim görmeleri için göndermiştir.
Kız Okulları ve Okuryazarlık: Kadınların eğitime katılımını sağlamak için ilk kez kız okulları açılmış ve yetişkinler için okuma-yazma kursları başlatılmıştır. Ancak muhafazakar çevrelerin direnci ve ödenek yetersizliği nedeniyle bu hamleler kısıtlı kalmıştır.
Kültür

Karahanlılar dönemine ait Buhara’nın simgelerinden ‘Kalan Minaresi’ Rusya’nın 1920 yılındaki işgali sırasında bombalandıktan sonraki ve günümüzdeki hâli
Buhara Cumhuriyeti dönemi, Buhara kültür sanat hayatında geleneksel Doğu estetiği ile modern/devrimci anlayışın çatıştığı ve sentezlendiği geçiş çağıdır:
Edebiyat ve Basın: Abdurrauf Fıtrat ve Sadriddin Ayni gibi dönemin devasa aydınları hem Özbekçe hem Tacikçe modern edebiyatın, tiyatronun ve haberciliğin temellerini atmıştır. Buhara Eşbarı (Buhara Haberleri) ve Aşulalar gibi gazete ve dergiler aracılığıyla toplumsal aydınlanma hedeflenmiştir.
Tarihi Miras ve Müzeler: Emirliğe ait saraylar (Arkt Kalesi, Sitorai Mokhi-Khosa) kamulaştırılarak halka açık müzelere dönüştürülmüştür. Tarihi yazmalar ve kütüphaneler koruma altına alınmıştır.
Sanat ve Müzik: Geleneksel saray müziği olan Shashmakom (Altı Makam) nota sistemine dökülerek kayda alınmış ve modernize edilmiştir. Tiyatro grupları kurularak toplumsal temalı piyesler sergilenmeye başlanmıştır.




