Mehmed Emin Resulzâde

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı

İlk Yılları

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurucularından Mehmed Emin Resulzade.

Bakü yakınlarındaki Novhanı köyünde doğdu. Babası tanınmış bir din âlimi olan Hacı Molla Ali Ekber, annesi Zalkızı Ziynet’tir. Küçük yaşlarından itibaren aile çevresinde aldığı dinî bilgiler yanında belli ölçüde Arapça ve Farsça öğrendi, ardından Farsça’sını geliştirdi. Rus-Tatar mektebinde okuduktan sonra bir müddet Bakü Teknik Okulu’na devam etti. Bu yıllarda Bakü’nün ekonomik, sosyal ve siyasal ortamından, Rusya’da ve Rusya müslümanları arasında gittikçe yaygınlaşan inkılâpçı hareketlerden, Gaspıralı İsmâil Bey’in önderlik ettiği usûl-i cedîd okulları ve onun eğitim hakkındaki görüşlerinden etkilenip millî meselelerle ciddi şekilde ilgilenmeye başladı. 1902’de Rus sömürge yönetimine karşı mücadele etmek için Müslüman Gençlik Teşkilâtı adıyla gizli bir cemiyet kurdu. Bu cemiyet Müslüman Demokratik Müsâvat Cemiyeti ismini alarak çalışmalarını sürdürdü. 1904 yılı sonlarına doğru arkadaşları Mîr Hasan Mevsimov, Mehemmed Hasan Hacinski ile birlikte bu cemiyeti, Rus Sosyal Demokrat Fehle (İşçi) Partisi’nin Bakü komitesi içerisinde yer alan Müslüman Sosyal Demokrat Himmet (kısaca Himmet/Hümmet) teşkilâtına dönüştürdü. M. Azizbeyov, Neriman Nerimanov ve S. M. Efendiyev gibi inkılâpçıların da katıldığı bu teşkilâtın 1904-1905 yıllarında altı sayı çıkarılan ve gizlice teksir edilip dağıtılan Himmet adlı bir yayın organı vardı.

1920’lerde Mehmed Emin Resulzâde

Resulzâde, iş hayatına Bakü’de Rusça yayımlanan Kaspi gazetesinde mürettiplik yaparak başladı, daha sonra gazetecilik onun asıl mesleği oldu. Resulzâde’nin ilk yazısı, Tiflis’te Mehemmedağa Şahtahtlı’nın çıkardığı Şark-ı Rus gazetesinde yayımlanan “Saadetlü Mehemmedağa Huzuruna” adlı mektubudur (2 Mayıs 1903, sy. 14). Aynı gazetede çıkan ikinci yazısı, amcasının oğlu Mehemmedeli (Muhammedali) Resulzâde ile birlikte yazdıkları “Himmet ve Gayret Vaktidir” başlıklı makaledir (1903, sy. 19, 20). Aydınların millete karşı sorumluluklarının dile getirildiği bu makalede Kafkasya’da din bilgini yetiştirecek bir medresenin ve usûl-i cedîd eğitimi yapacak mekteplerin açılması üzerinde duruluyordu. Resulzâde ayrıca Hüseyinzâde Ali (Turan) Bey’in Bakü’de yayımladığı Füyûzât dergisine (1906-1907) ve Ağaoğlu Ahmet’in çıkardığı İrşad ve Terakkî gazetelerine (1908-1909) makaleler yazdı. Türkçe ve Ermenice neşredilen Davet-Goç’ta (1906), Himmet teşkilâtının yayın organı olan Tekâmül’de (1906-1907), bu gazete kapatılınca yerine çıkarılan Yoldaş’ta (1907) çeşitli konularda yazıları çıktı. Bu yazılarından onun ilk gençlik yıllarından itibaren Rus sömürge siyasetine karşı hürriyetçi ve inkılâpçı bir tavır takındığı, sadece Kafkasya müslümanlarının değil bütün Rusya müslümanlarının, İran ve Türkiye’nin problemleriyle ilgilendiği anlaşılmaktadır.

Siyasi Yaşamı

Resulzâde, 1903’ten itibaren kurulmaya başlayan ve Azerbaycan’da millî bilincin, sosyal ve kültürel hayatın gelişmesinde önemli etkisi bulunan Sefa, Necat, Edep Yurdu, Cem‘iyyet-i Hayriyye gibi derneklerde görev aldı. Bir süre Terakkî’nin, 1908’de geçici olarak İrşad’ın redaktörlüğünü üstlendi. Öte yandan siyasal olaylarda, gösteri ve mitinglerde aktif rol aldı. Aynı dönemde Bakü petrol işçilerine ve Kafkasya’nın çeşitli yerlerine gönderilen inkılâpçı broşürlerin yazılması ve dağıtılması işine katıldı. Amcasının oğlu Mehemmedeli Resulzâde vasıtasıyla bu yıllarda Stalin’le tanıştı. Stalin’le birlikte bazı faaliyetlere girişti, onu birkaç defa ölümden kurtardı. Aynı zamanda edebiyatla da ilgilenen Resulzâde bu dönemde millî duyguları uyandıran Karanlıkta Işıklar (1908) ve Nâgehân Belâ (1908) adlı piyesleri kaleme aldı. Bu yıllarda imparatorluğun bütünlüğünü korumakta ısrar eden, esir halkların hürriyet isteklerine karşı çıkan Rus sosyal demokratlarına olan inancını kaybetmeye başladı. Düşünceleri Azerbaycan’ın ve diğer esir halkların Rusya içinde muhtariyet kazanması yönünde değişime uğradı.

“Hümmet” partisinin kurucularıyla birlikte . Soldan sağa: Meşedi Azizbeyov , Ajdar Malikov , Asadulla Akhundov ve Mehmed Emin Resulzade

Rus Başbakanı Stolipin’in 1907’de II. Duma’yı dağıtarak çarlığı yeniden despot bir yönetime sürüklemesinin ardından birçok teşkilât gibi Himmet teşkilâtı da kapatıldı. İnkılâpçı aydınların, gazeteci ve yazarların tutuklanıp hapse atıldığı veya sürgün tehlikesiyle karşılaştığı bu dönemde Resulzâde, Rus polisinin takibinden kurtulmak ve İran Meşrutiyet Hareketi’ni izlemek için İran’a gitti. Burada Himmet teşkilâtının temsilcisi ve Terakkî gazetesinin muhabiri olarak çalıştı. Çoğunluğunu Azerbaycan Türkleri’nin oluşturduğu meşrutiyet taraftarı aydınların sosyal demokrat düşüncelerle tanışmasında önemli rol oynadı. 1910’da İran Demokrat Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve partinin merkez komitesine seçildi. Bir yandan Îrân-ı Nev’de (1909) Rus hükümetini eleştiren makaleler yazarken diğer yandan Bakü’deki Terakkî gazetesine “İran Mektupları” adıyla seri yazılar gönderdi. Onun bu iki gazetede çıkan yazıları İran Meşrutiyet Hareketi’nin önemli kaynakları arasındadır.

İstanbul ve Türk Ocakları

İran’da emperyalizme karşı açılan meşrutiyet cephesinin ilk hedeflerinden biri Rusya idi. Bu sebeple çok geçmeden Rusya’nın askerî müdahalesiyle İran Meşrutiyet Hareketi kanlı bir şekilde bastırıldı ve Resulzâde Rus hükümetinin isteği üzerine sınır dışı edildi (Mayıs 1911). Tahran’daki mücadele arkadaşı Seyit Hasan Tağızâde ile birlikte İstanbul’a giden Resulzâde burada yine kendisi gibi Azerbaycan’dan ayrılmak zorunda kalan Ağaoğlu Ahmet ve Hüseyinzâde Ali Bey’le buluştu. Kazan Türkleri’nden Yusuf Akçura ile, başta Ziya Gökalp olmak üzere İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin ileri gelen temsilcileriyle tanıştı. Türk Ocakları’nın çalışmalarına katıldı. Bu çevrede tanıdığı bazı aydınlar ve özellikle Ziya Gökalp, Resulzâde’yi bir hayli etkiledi. Türk Yurdu’nda ve Sırât-ı Müstakîm’de İran ve İran Türkleri hakkında yazılar yazdı.

Bakü’ye Dönüş

Mehmed Emin Resulzade arkadaşlarıyla birlikte. Sağdan sola: Abbasgulu Kazımzadeh , Kerbelayi Veli Mikayilov , Nasib bey Yusifbayli , Mirza Muhammed Ahundov , Muhammed Emin Resulzadeh, Muhammed Ali Resulzadeh , Tagi Naghiyev

1913’te Romanov hânedanının 300. yılı dolayısıyla çıkarılan genel aftan yararlanarak Bakü’ye döndü. Müsâvat Partisi’nin başına geçerek siyasî faaliyetlerine devam etti. Ekim 1914’ten itibaren dönemin en etkin gazetelerinden biri olan İkbal’de yönetici ve başyazar olarak çalıştı. Ertesi yıl Müsâvat Partisi’nin yayın organı Açıksöz gazetesini (1915-1918) kurarak başyazarlığını yaptı. “Türkleşmek, İslâmlaşmak, muasırlaşmak” ülküsünü savunan bu gazetede Rusya Türkleri’nin kendi mukadderatını kendilerinin belirlemesi gerektiği üzerinde durdu.

Resulzâde, 1914-1915’te I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’da bir kısmı Azerbaycan, Kafkasya içlerine kaçmak zorunda kalan, Ermeni baskın ve katliamlarına uğrayan Osmanlı tebaası Türkler’e yardım kampanyasını örgütleyenlerden biri oldu; bu yolda hizmet gören Azerbaycan Cem‘iyyet-i Hayriyyesi’nin faaliyetlerini destekledi; 1917’de Kardaş Kömeği adlı bir mecmua çıkararak gelirini bu kampanya için harcadı. 1914-1916 yıllarında Dirilik’te kendi milliyetçilik anlayışını açıklamaya devam etti. 1917 Nisan ayında Bakü’de toplanan Kafkasya müslümanları kurultayında onun Rusya’nın federal bir yapıya kavuşturulması gerektiği yolundaki teklifi benimsendi. 1-11 Mayıs 1917’de Moskova’daki Bütün Rusya Müslümanları Kurultayı’nda her halk için toprağa dayalı muhtariyet teklifi kabul edildi. Bu dönemde yayımladığı kitapçıklarla görüşlerini bütün Rusya müslümanlarına ulaştırdı. Moskova kurultayında yaptığı konuşma Ahmet Salikov’un konuşmasıyla birlikte basıldı. Ancak millî istiklâl yolundaki faaliyetleri ve yazıları sebebiyle hapse atıldı, 1917 Bolşevik İhtilâli’nin patlak vermesiyle hapisten kurtuldu. Gaspıralı İsmâil Bey’in damadı Nesibbey Yusufbeyli’nin 1917’de Gence’de kurduğu Türk Adem-i Merkeziyet Partisi’nin Müsâvat Partisi ile birleşerek Türk Adem-i Merkeziyet Partisi Müsâvat adını almasının ardından gerçekleştirilen kurultayda başkanlığa getirildi. 1917’nin sonbaharında Rusya’da yapılan milletvekili seçimlerinde hem Azerbaycan’dan hem Türkistan’dan Rus parlamentosuna seçildi.

Azerbaycan Millî Şûrası

27 Mayıs 1918’de, Azerbaycan Sejm temsilcilerinin olağanüstü bir oturumu yapıldı ve oturumda Azerbaycan’ı yönetme görevini üstlenen Azerbaycan Millî Şûrası ilan edildi. Musavat Partisi, Resulzâde’yi başkanlık için aday gösterdi, İttihad Partisi hariç kalan örgütlerin oyları sonucunda başkan seçildi. Durumu analiz ettikten sonra, Millî Şûra, 28 Mayıs 1918’de Tiflis’teki Kafkas Valisi Sarayı’nın ikinci katındaki büyük salonda yapılan ilk oturumunda Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan etti ve Azerbaycan’ın altı maddelik “Milli Bağımsızlık Bildirgesi”ni imzaladı. Resulzâde, Batum’da bir konferansta olduğu için bu oturumlara katılamadı. Milli Konsey, Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin ilk geçici hükümetini kurma görevini üyesi Fetali Han Khoyski’ye verdi. Bir saatlik aradan sonra Fatali Han Khoyski, sosyalistler ve Musavatçılardan oluşan geçici koalisyon hükümetinin bileşimini açıkladı. 17 Haziran’da Azerbaycan Millî Şûra toplantısında Resulzâde ateşli konuşmasında şunları söyledi:

“Birinci Dünya Savaşı ve Rus Devrimi’nin etkisiyle yeni doğan ve siyasetin içine ilk adımlarını atan Azerbaycan davası, örtülemeyecek kadar önemli anlardan geçiyor. Bu yeni Türk savaş politikası zenginleşip olgunlaşacak ve uluslar topluluğuna bir yaşam biçimi olarak girecek mi, yoksa zayıf bir çocuk gibi terk mi edilecek? Bu, herkesin aklını meşgul eden bir soru! Bu, kaderin milliyetçiliği kendi ellerine alanlara zorlu ama bir o kadar da onurlu bir görev ve sorumluluk yüklediği bir zaman; Azerbaycan davasını yok etmemek gibi.”

İstanbul Konferansı katılımcıları. Soldan ikinci sırada oturan kişi Mehmed Emin Resulzade

17 Haziran’da Azerbaycan temsilcilerinin İstanbul Uluslararası Konferansı’na gönderilmesine karar verildi. Resulzâde, Halil Bey Khasmammadov ve Aslan Bey Safikurdski’den oluşan bir heyetin konferansa katılması onaylandı. Heyete, konferans katılımcılarıyla siyasi, ekonomik, mali ve askeri konularda müzakere etme ve anlaşmalar imzalama yetkisi verildi.

17 Haziran’da Azerbaycan Millî Şûrası faaliyetlerini geçici olarak askıya aldı ve tüm yasama ve yürütme yetkilerini, Kurucu Meclis’in en geç 6 ay içinde toplanması şartıyla Geçici Hükümete devretti. Fetali Han Hoyski hükümeti de, parlamenter cumhuriyet yönetiminin yasal normlarına ve kurallarına bağlı kalarak, Kurucu Meclis’in toplanması için hazırlıklara başladı. Bu amaçla özel bir komisyon kuruldu.

15 Eylül 1918’de Kafkas İslam Ordusu Bakü şehrini ele geçirdi. Resulzâde o sırada İstanbul’daydı. Şöyle yazdı:

“O dönemde Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili bulunan Enver Paşa hazretleri şöyle sesleniyordu: – Emin Bey, Bakü ele geçirildi! Bu kısa haberin üzerimdeki etkisi tarif edilemez, anlatamam. O etkiyi hâlâ unutamıyorum.”

Millî Şûra’nın kararından altı aydan kısa bir süre sonra, hükümetin tek başına iktidarını sürdürme yetkisi varken, 16 Kasım 1918’de Fetali Han Hoyski’nin girişimi ve çağrısıyla Azerbaycan Millî Şûrası faaliyetlerine yeniden başladı. Hükümet Başkanı Fetali Han Hoyski’nin önerisiyle Azerbaycan Millî Şûrası, Kurucu Meclis’i toplama görevini üstlendi. 19 Kasım 1918’de Resulzâde başkanlığında yapılan Azerbaycan Millî Şûra toplantısında, o yılın 3 Aralık’ında Kurucu Meclis’in – genişletilmiş Azerbaycan Parlamentosu’nun – toplanmasına ilişkin bir yasayı kabul etti ve faaliyetlerini askıya aldı. Yeni Parlamento’nun kurulması 3 Aralık 1918’e kadar tamamlanacaktı.

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Parlamentosu

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Parlamentosu (Yapay Zeka Gemini 2.5 Renklendirme ve Resterasyonu)

7 Aralık 1918’de, saat 13:00’te, Azerbaycan Parlamentosu, Nikolayev Caddesi’ndeki Hacı Zeynalabdin Tagiyev’in eski Kız Okulu binasında (şimdi Muhammed Fuzuli adına El Yazmaları Enstitüsü’nün bulunduğu bina) açıldı. Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin yasama organı olan Parlamento’nun çalışmalarının başlamasıyla Konseyin çalışmaları sona erdi.

Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Millî Şûra ve Musavat Partisi Başkanı Mehmed Emin Resulzâde, meclisin açılışını yaptı ve üyelerini bu vesileyle tebrik etti:

“Sayın Parlamento Üyeleri!
Azerbaycan Milli Cumhuriyeti’nin ilk Parlamentosunu açma ayrıcalığına sahip olmaktan ve sizleri, değerli milletvekillerini tebrik etmekten gurur duyuyorum (alkışlar)… Beyler, Rusya’da patlak veren büyük devrim, diğer gerçekler arasında büyük bir gerçeği ilan etti. Bu gerçek, milletlerin özgürlük ve bağımsızlık hakkıydı…”

27 Nisan 1920’de, öğlen saat 12’de, Azerbaycan Bolşevikleri, Azerbaycan Komünist Partisi (Bolşevikler) Merkez Komitesi, Rusya Komünist Partisi (Bolşevikler) Ülke Komitesi Bakü Bürosu ve Merkez İşçi Konferansı adına, parlamentoya 12 saatlik bir ültimatom verdi. Ültimatomu görüşmek üzere kurulan parlamento komisyonu ile komünistler arasında yapılan görüşmelerden sonra, bu konunun parlamentonun olağanüstü bir oturumuna sunulmasına karar verildi. Parlamentonun yüz kırk beşinci ve son oturumu 27 Nisan 1920’de yapıldı.

Akşam 7:30’da, parlamentonun olağanüstü oturumunda, Muhammed Hasan Hacıski komisyon adına, Müsavat ve Bağımsızlar fraksiyonunun lideri Resulzâde hariç, komünistlerin ültimatomunun tüm şartlarının komisyon tarafından kabul edildiğini açıkladı.

Sürgün Yılları

Bolşeviklerin, Azerbaycan’ı işgalinin ardından tutuklanarak Moskova’ya götürülen Resulzade, Stalin’in ısrarlarına rağmen işbirliği yapmayı kabul etmeyerek Sovyetler Birliği’ni terk etti.

Türkiye’de çıkardığı “Odlu Yurd” Dergisi

Almanya’da çıkardığı “Kurtuluş” Dergisi

Bakü’de yeraltı faaliyetlerini sürdüren Müsâvat Partisi’nin kararı uyarınca Resulzâde ilmî araştırmalar yapma bahanesiyle 1922 yılı başlarında Petersburg’a gitti, buradan kaçtığı Finlandiya’da bir ay kaldıktan sonra Fransa’ya gidip oradan 1922 yazında İstanbul’a geldi. Ertesi yıl çıkarmaya başladığı, Kasım 1927’ye kadar doksan dört sayı neşredilen Yeni Kafkasya dergisinde Azerbaycan Türkleri ile çarlık yönetimi altındaki Türkler’in problemlerini dile getirdi, İran ve Sovyet hükümetlerini hedef alan sert yazılar yazdı. Yeni Kafkasya 1 Ekim 1927 tarihinde Sovyetler’in baskısıyla kapatıldı. İstanbul’da yayımlanan bazı gazetelerde Sovyetler Birliği ve İran aleyhine makaleler yazmaya devam edince yine Sovyetler’in baskıları sonucu 1928’de İstanbul’dan ayrılmak zorunda kaldı. Avrupa’ya geçerek çeşitli ülkelerde Azerbaycan davasını dünyaya açıklamaya devam etti. Rusya’nın hâkimiyeti altındaki milletlere mensup göçmenlerin oluşturduğu Prometeus adlı cemiyetin Paris’teki yayın organı Promete’de (1929-1939) ve Kafkaz (1932-1938) dergisinde makaleler yazdı. Berlin’de onun yönetiminde çıkan İstiklâl (1932-1934) ve Kurtuluş (1934-1938) gazetelerinde, ayrıca Müsâvat Bülteni’nde birçok yazısı neşredildi. 1934’te Brüksel’de Millî Gürcistan ve Kuzey Kafkasya devlet başkanları ile Kafkasya Konfederasyonu’nu kurdu. Bu dönemde Resulzâde ile bazı Azerbaycan temsilcileri arasında liderlik konusunda anlaşmazlık ortaya çıktı; Genceli Şefi Bey Rüstembeyli ile Halil Hasmemmedli, Resulzâde’ye karşı tavır aldılar. Ancak muhaceretteki Müsâvatçılar’ın ekseriyeti Resulzâde’yi tercih edince diğerleri partiden ihraç edildi.

Polonya’daki Türk ve Kafkas halklarının siyasi göçünün liderleri. Oturanlar (soldan sağa): Magomed Girei Sunsh, Cafer Seydahmet Kirimer, Gayaz Ishaki, Mehmet Emin Resulzade. Ayaktakiler (soldan sağa): Mustafa Şokay, Mustafa Vekilli, Tausultan Şakman.

Resulzâde, değişen siyasî şartlar sebebiyle muhaceretteki Müsâvat Partisi mensuplarını 1936’da Polonya’da toplantıya çağırdı. Bu toplantıda partinin yeni programı kabul edildi ve Müsâvat Partisi Yeni Program Esasları adıyla yayımlandı (Varşova 1936). Polonya’nın Ruslar tarafından işgali üzerine Berlin’e giden Resulzâde, burada arkadaşlarıyla birlikte Azerbaycan’ın geleceği üzerinde Almanlar’la yapılan görüşmelere katıldı. Naziler’in Azerbaycan’ın haklarını tanıma ve istiklâlini temin etme niyetinde olmadığını görerek 1942 sonbaharında Almanya’dan ayrıldı. Alman siyaseti hakkındaki olumsuz düşüncelerini 5 Ağustos 1943 tarihinde bir muhtıra ile açıklayarak Bükreş’e döndü. Burada kendisine Türkiye büyükelçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver yardımcı oldu. 1944’te Bolşevikler’in Bükreş’e de girmesi üzerine İsviçre’ye gitmek istedi, ancak vize alamadı. 1944 Ekim ayında Almanya’ya sığınmak zorunda kaldı.

Türkiye’ye Gelişi

1947 Eylülünde Türkiye’ye gelerek Ankara’ya yerleşt ive Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşı oldu. Önce Millî Eğitim Bakanlığı Yayım Müdürlüğü’nde, daha sonra Millî Kütüphane’de memur olarak çalıştı. 1949’da Ankara’da kurulan Azerbaycan Kültür Derneği’nin fahrî başkanlığına getirildi. Dernek, 1 Nisan 1952 tarihinde günümüzde de yayımlanmakta olan Azerbaycan adlı dergiyi çıkarmaya başladı. Bu dergide ve daha başka yayın organlarında birçok makalesi yayımlandı.

Vefatı ve Sonrası

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi kliniğinde diyabet hastalığıyla mücadele eden Muhammed Amin, 6 Mart 1955 tarihinde gece saat 11:00’te vefat etti. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurucusu Mehmed Emin Resulzade’nin ölüm haberini Ankara Radyosu, 7 Mart günü saat 22:45’te üzüntüyle tüm dünyaya duyurdu.

Mehmed Emin Resulzade’nin Cenaze Töreni

8 Mart’ta Mehmed Emin Resulzade’nin dostları Ankara’daki Hacı Bayram Camii’nde saygı duruşunda bulundular. Ankara Valisi Kemal Aygun da taziyelerini iletmek için geldi. Ayrıca cenaze törenine “Azerbaycan Kültür Derneği”, “Yardım Derneği”, “Milli Kütüphane”, “Türk Kütüphaneciler Derneği”, “Kars Yüksek Öğrenim Öğrenci Yardım Derneği”, “Gazeteciler Derneği”, İdil-Ural ve Kırım Türkleri ile Polonyalıların temsilcileri katıldı. Cenaze töreninde Abdulvahab Yurdsever, Ahmed Caferoğlu, Mirza Bala Mammadzade, Hamdullah Subhi Tanrırover, Sadri Maksudi, Cafer Seyidahmed Krimer, Abdulla Battal Taymas ve Zeki Velidi Togan gibi önde gelen isimler de konuşma yaptı. Mehmed Emin Resulzade, Ankara’da Asri Mezarlığı’na defnedildi.

Sadece Azerbaycan Türkleri’nin değil bütün Türk dünyasının önde gelen fikir ve siyaset adamları arasında yer alan Resulzâde’nin Azerbaycan’ın çarlık Rusya’sı ve Sovyet dönemi tarihine dair objektif değerlendirmeleri ve yorumları, Sovyetler Birliği’nin yıkılması ve Azerbaycan’daki katı ideolojik tavrın yok olmasıyla bir hayli değer kazanmıştır. Bugün Azerbaycan tarihi, dili ve edebiyatı hakkında yapılan yeni çalışmalarda Resulzâde’nin fikirlerine yeniden dönüldüğü ve onların ışığında değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. Hayatının birçok safhası gibi çeşitli dillerde yazılmış eserleri ve makaleleri ciddi araştırmaları beklemektedir. Nitekim yakın dönemde Türkiye’de ve Azerbaycan’da hakkında araştırmalar gerçekleştirilmiş, eserleri yeniden yayımlanmaya başlanmıştır.

Eserleri

  • Azerbaycan Cumhuriyeti Keyfiyeti Teşekkülü ve Şimdiki Vaziyeti (İstanbul, 1923)
  • Asrımızın Siyavuşu (İstanbul, 1923)
  • İstiklal Mefkuresi ve Gençlik (İstanbul, 1925)
  • Rusya’da Siyasi Vaziyet (İstanbul, 1926)
  • İhtilalci Sosyalizmin İflası ve Demokrasinin Geleceği (İstanbul, 1928)
  • Milliyet ve Bolşevizm (İstanbul, 1928)
  • Panturanizm ve Kafkasya Problemi (Rusça, Paris, 1930)
  • Azerbaycan Problemi (Almanca, Berlin, 1938)
  • İstiklal Uğrunda Mücadele (Lehçe, Varşova 1938);
  • Azerbaycan Kültür Gelenekleri (Ankara, 1949)
  • Çağdaş Azerbaycan Edebiyatı (Ankara, 1950)
  • Çağdaş Azerbaycan Tarihi (Ankara, 1951)
  • Azerbaycan Şairi Nizami (Ankara, 1951)
  • Milli Tesanüd (Ankara, 1978)
  • Kafkasya Türkleri (İstanbul, 1993)
  • İran Türkleri (İstanbul, 1993)

Kaynaklar

Yavuz Akpınar, https://islamansiklopedisi.org.tr

https://az.wikipedia.org/

https://tr.wikipedia.org/

https://www.aa.com.tr/

Sosyal Ağlarda Paylaş

İçindekiler